﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sohbetlerden &#8211; Uşşaki Tarikatı</title>
	<atom:link href="https://www.ussakitarikati.com.tr/category/sohbetlerden/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ussakitarikati.com.tr</link>
	<description>Tariki Uşşaki Hakkında Bilgiler</description>
	<lastBuildDate>Thu, 08 Jan 2026 15:03:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.3.8</generator>

<image>
	<url>https://www.ussakitarikati.com.tr/wp-content/uploads/2017/08/cropped-site-logo-512x492.png</url>
	<title>Sohbetlerden &#8211; Uşşaki Tarikatı</title>
	<link>https://www.ussakitarikati.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Adım adım ileri, bu âlemden içeri, On sekiz bin âlemi gördüm bir dağ içinde.”</title>
		<link>https://www.ussakitarikati.com.tr/adim-adim-ileri-bu-alemden-iceri-on-sekiz-bin-alemi-gordum-bir-dag-icinde/6101/</link>
					<comments>https://www.ussakitarikati.com.tr/adim-adim-ileri-bu-alemden-iceri-on-sekiz-bin-alemi-gordum-bir-dag-icinde/6101/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Jan 2026 15:03:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sohbetlerden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ussakitarikati.com.tr/?p=6101</guid>

					<description><![CDATA[“Adım adım ileri, bu âlemden içeri, On sekiz bin âlemi gördüm bir dağ içinde.” Yunus Emre Hazretleri’nin Beytinin Tasavvufî Şerhi “Adım adım ileri, bu âlemden içeri, On sekiz bin]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Adım adım ileri, bu âlemden içeri,</strong><br />
<strong>On sekiz bin âlemi gördüm bir dağ içinde.”</strong></p>
<p>Yunus Emre Hazretleri’nin Beytinin Tasavvufî Şerhi<br />
“Adım adım ileri, bu âlemden içeri,<br />
On sekiz bin âlemi gördüm bir dağ içinde.”<br />
Yunus Emre Hazretleri, şiiri irfanla yoğuran, sözü hâl ile söyleyen büyük bir Hak dostudur. Bu beyt-i şerif, insanın iç âlemine yönelişini ve hakikate doğru yürüyüşünü veciz bir şekilde ifade eder. Merhum Uşşaki meşayıhından Sıddık Naci Eren Hazretleri de sohbetlerinde bu beyti zikrederek, seyr u sülûkün mânâsına dikkat çekmiştir.<br />
Tasavvufta Bu sözler, okuyana bilgi vermekten ziyade, onu kendi iç yolculuğuna çağıran işaretler olarak söylenmiştir.<br />
“Adım adım ileri”<br />
Hak yolunda yürüyüş, aceleyle ve iddiayla olmaz. Tasavvuf yolu, mertebeler hâlinde kat edilen bir yoldur. “Adım adım” ifadesi, seyr u sülûkün sabır, sebat ve süreklilik isteyen bir yürüyüş olduğunu bildirir. Kul bir anda kemâle ermez; kusurunu bilerek, nefsini tanıyarak ve mürşidinin terbiyesi altında yol alır.<br />
Bu ilerleyiş, makam ve hâl arayışı değil; kulluk bilincinin derinleşmesidir.<br />
“Bu âlemden içeri”<br />
Burada kastedilen, dünyayı terk etmek yahut zahir hayatı inkâr etmek değildir. Asıl murad, dünyayı kalpten çıkarmaktır. İnsan zahirde bu âlemin içindedir; ancak bâtınen bu âlemin ötesine yönelmedikçe hakikate ulaşamaz.<br />
“Âlemden içeri” ifadesi, zahirden bâtına, sûretten mânâya doğru yapılan manevî yolculuğu anlatır. Bu yolculuk, kalbin temizlenmesi ve nefsin terbiye edilmesiyle mümkündür.<br />
“On sekiz bin âlemi gördüm”<br />
Tasavvuf geleneğinde “on sekiz bin âlem”, Cenâb-ı Hakk’ın yarattığı bütün varlık mertebelerini ifade eder. Yunus Emre Hazretleri bu sözüyle, kâinatı dolaşmayı değil; kâinatın hakikatine vâkıf olmayı dile getirir.<br />
Bu görme, gözle değil; kalple olan bir idraktir. İnsan kendi iç âlemini tanıdıkça, kâinatın sırlarına da aşina olur. Zira tasavvuf ehline göre insan, âlemin özü ve aynasıdır.<br />
“Bir dağ içinde”<br />
Beytin en derin mânâsı bu ifadede toplanır. Tasavvufî şerhlerde “dağ”;<br />
insanın kalbini,<br />
terbiye edilmiş nefsi,<br />
yahut hakikati cem eden insan-ı kâmili<br />
temsil eder.<br />
Yunus Emre Hazretleri, on sekiz bin âlemin bir dağ içinde görülmesini; büyük ve geniş hakikatlerin, tek bir kalpte yahut kâmil mürşidde cem edilmesi şeklinde ifade eder. Nice büyük görünen âlemler, hakikatte bir özde toplanmıştır.<br />
Bu, tasavvufta ifade edilen “Âlem insanda dürülüdür” sırrının şiir dilindeki beyanıdır.<br />
Tasavvufî Netice ve Hâtime<br />
Yunus Emre Hazretleri bu beyt-i şerif ile hak yolcusuna şunu hatırlatır:<br />
Hakikat, dış âlemde değil; insanın kendi içindedir. Lâkin bu iç yolculuk, nefsin rehberliğiyle değil; edep, teslimiyet ve kâmil mürşidin irşadıyla mümkündür.<br />
Merhum Sıddık Naci Eren Hazretleri de sohbetlerinde bu beyti okuyarak, zahirden bâtına yönelen kulun, mürşid rehberliğinde kalbinin arınacağını ve âlemlerin hakikatini kendi özünde idrak edeceğini beyan buyurmuşlardır. Adım adım yürüyen kul, bu irşad ile mânâya erişir.<br />
Cenâb-ı Hak bizleri bu irfan yolundan ayırmasın. Başta Yunus Emre Hazretleri ve Sıddık Naci Eren Hazretleri olmak üzere, cümle evliyâullahın ruhlarına rahmet; himmet ve şefaatleri üzerimize olsun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şerh derviş kemal kardeşimizden.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ussakitarikati.com.tr/adim-adim-ileri-bu-alemden-iceri-on-sekiz-bin-alemi-gordum-bir-dag-icinde/6101/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şifa Salavatı Şerifi</title>
		<link>https://www.ussakitarikati.com.tr/sifa-salavati-serifi/5995/</link>
					<comments>https://www.ussakitarikati.com.tr/sifa-salavati-serifi/5995/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2025 20:42:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sohbetlerden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ussakitarikati.com.tr/?p=5995</guid>

					<description><![CDATA[Şifa Salavatı Şerifi Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi sohbetlerinde bazı sözleri sıkça söylerdi.  Bunlardan biri de &#8221; Şifa Salavat-ı Şerifesi&#8217;dir. Burada bu Salavat-ı Şerife&#8217;nin okunuşunu ve manasını yazmaya]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şifa Salavatı Şerifi</strong></p>
<p>Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi sohbetlerinde bazı sözleri sıkça söylerdi.  Bunlardan biri de &#8221; Şifa Salavat-ı Şerifesi&#8217;dir. Burada bu Salavat-ı Şerife&#8217;nin okunuşunu ve manasını yazmaya çalışacağız.</p>
<p>Okunuşu :</p>
<p>“Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin tıbbi’l-ku­lû­­bi ve devâihâ ve âfiyeti’l-ebdâni ve şifâihâ ve nûri’l-eb­sâri ve diyâihâ ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.”</p>
<p>Manası :</p>
<p>Ey Allah’ım ! kalblerin doktoru ve dermanı, bedenlerin afiyeti ve şifâsı, gözlerin nûru ve ışığı olan Efendimiz Muhammed&#8217;e (s.a.v.) , âline ve ashâbına salât ve selâm eyle.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sıddık Naci Eren Hz.&#8217;nin sıkça söylediği salavat-ı şerifeyi hatırlattık.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynaklar :</p>
<ol>
<li>
<p lang="tr-TR">Sıddîk Nâci Eren Efendi sohbetleri</p>
</li>
<li>islamveihsan  , risalet  mektebun internet siteleri</li>
</ol>
<p>Foto :</p>
<p>Kitap temini : Şelale Yayıncılık / 0 216 420 9581</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ussakitarikati.com.tr/sifa-salavati-serifi/5995/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kişi noksanını bilmek gibi irfân olmaz</title>
		<link>https://www.ussakitarikati.com.tr/kisi-noksanini-bilmek-gibi-irfan-olmaz/5986/</link>
					<comments>https://www.ussakitarikati.com.tr/kisi-noksanini-bilmek-gibi-irfan-olmaz/5986/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Jun 2025 11:02:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sohbetlerden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ussakitarikati.com.tr/?p=5986</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Kişi noksanını bilmek gibi irfân olmaz Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi sohbetlerinde bazı sözleri sıkça söylerdi.  Bunlardan biri de &#8221; Kişi noksanını bilmek gibi irfân olmaz &#8221;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kişi noksanını bilmek gibi irfân olmaz</strong></p>
<p>Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi sohbetlerinde bazı sözleri sıkça söylerdi.  Bunlardan biri de &#8221; Kişi noksanını bilmek gibi irfân olmaz &#8221; sözüdür.  Burada bu sözü şerh etmeye çalışacağız.</p>
<p>“Kişi noksanını bilmek gibi irfân olmaz”<br />
anlamca ve hikmetçe çok derin ve önemli bir sözdür.</p>
<p>Beytin Açıklaması:<br />
Kişi: İnsan.<br />
Noksanını bilmek: Kendi eksiklerini, hatalarını, zaaflarını fark etmek, kendini tanımak.<br />
İrfân: Gerçek bilgi, hikmet, derin anlayış, marifet.<br />
Serh (Açıklama):<br />
Sıddık Naci Eren hz gibi büyük zatların bu sözü sıkça tekrar etmeleri boşuna değildir. Çünkü tasavvufta ve hakikat yolculuğunda en büyük adım, insanın kendini bilmesi (nefsini tanıması) ile başlar. Bu da kişinin kendi eksikliklerini fark etmesiyle mümkündür.</p>
<p>Kendini bilen, Rabbini bilir.<br />
Bu meşhur söz de aynı hikmete işaret eder. Kişi, kendisinde var olan eksiklikleri, kusurları, nefsaniyetini fark ettikçe, kemale doğru ilerler. Bu fark ediş, aslında irfanın başlangıcıdır.</p>
<p>Tasavvufi Bağlamda:<br />
Sıddık Naci Eren Hazretleri gibi Allah dostları bu sözü tekrarlayarak müridlerine şunu hatırlatırlar:</p>
<p>&#8220;Evladım, en büyük marifet başkalarını değil, kendini yargılamaktır. Senin yolun, başkasının kusurunu aramak değil; kendi kusurunu bilmekle açılır. Bu irfandır.&#8221;<br />
Kısa Özetle:<br />
Kişinin kendi eksikliklerini bilmesi kadar değerli bir bilgi, bir irfan, bir olgunluk yoktur.</p>
<p>1. Tasavvufi Açıklama:</p>
<p>Nefsini bilen Rabbini bilir<br />
Bu beytin özü, tasavvufta çokça tekrarlanan şu meşhur hadîs-i şerîfe dayanır:</p>
<p>&#8220;Men ‘arafe nefsehu fekad ‘arafe Rabbehu&#8221;<br />
&#8220;Kim nefsini bilirse, Rabbini bilir.&#8221;<br />
Tasavvufta insanın kendisini tanıması, içindeki nefsani arzuları, kibri, hasedi, hırsı ve tüm zaaflarını fark etmesi, hakikate yürüyüşünün başlangıcıdır. Nefsini tanımayan, onu terbiye etmeyen kişi Allah’a yakınlaşamaz. Bu yüzden, eksikliğini bilmek—ya da &#8220;noksanını bilmek&#8221;—irfanın, yani gerçek bilgeliğin en yüksek mertebesidir.</p>
<p>Sıddık Naci Eren Hz.&#8217;nin bu beyti sıkça söylemesi de müridlerine bu hakikati daima hatırlatmak içindir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynaklar :</p>
<ol>
<li>
<p lang="tr-TR">Sıddîk Nâci Eren Efendi sohbetleri</p>
</li>
<li>Şerh kemal kardeşimize aittir.</li>
</ol>
<p>Foto :</p>
<div class="ads">Çeşm-i insaf gibi kamile mizan olmaz<br />
Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz</div>
<div>Hattı</div>
<div></div>
<div>Manası :</div>
<div>Kâmil insan için insaf gözüyle bakmak kadar doğru tartan bir terazi olmaz. İnsanın kendi eksiklerini bilmesinden daha iyi bir irfan olmaz&#8221;.</div>
<div></div>
<div>Söz Tâlibî (Bursavî) Tâlib Muhammed Bey&#8217;e aittir.</div>
<div class="ads"></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kitap temini : Şelale Yayıncılık / 0 216 420 9581</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ussakitarikati.com.tr/kisi-noksanini-bilmek-gibi-irfan-olmaz/5986/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
