Uşşaki Tarikatı

Tariki Uşşaki Hakkında Bilgiler
“Adım adım ileri, bu âlemden içeri, On sekiz bin âlemi gördüm bir dağ içinde.”

“Adım adım ileri, bu âlemden içeri,
On sekiz bin âlemi gördüm bir dağ içinde.”

Yunus Emre Hazretleri’nin Beytinin Tasavvufî Şerhi
“Adım adım ileri, bu âlemden içeri,
On sekiz bin âlemi gördüm bir dağ içinde.”
Yunus Emre Hazretleri, şiiri irfanla yoğuran, sözü hâl ile söyleyen büyük bir Hak dostudur. Bu beyt-i şerif, insanın iç âlemine yönelişini ve hakikate doğru yürüyüşünü veciz bir şekilde ifade eder. Merhum Uşşaki meşayıhından Sıddık Naci Eren Hazretleri de sohbetlerinde bu beyti zikrederek, seyr u sülûkün mânâsına dikkat çekmiştir.
Tasavvufta Bu sözler, okuyana bilgi vermekten ziyade, onu kendi iç yolculuğuna çağıran işaretler olarak söylenmiştir.
“Adım adım ileri”
Hak yolunda yürüyüş, aceleyle ve iddiayla olmaz. Tasavvuf yolu, mertebeler hâlinde kat edilen bir yoldur. “Adım adım” ifadesi, seyr u sülûkün sabır, sebat ve süreklilik isteyen bir yürüyüş olduğunu bildirir. Kul bir anda kemâle ermez; kusurunu bilerek, nefsini tanıyarak ve mürşidinin terbiyesi altında yol alır.
Bu ilerleyiş, makam ve hâl arayışı değil; kulluk bilincinin derinleşmesidir.
“Bu âlemden içeri”
Burada kastedilen, dünyayı terk etmek yahut zahir hayatı inkâr etmek değildir. Asıl murad, dünyayı kalpten çıkarmaktır. İnsan zahirde bu âlemin içindedir; ancak bâtınen bu âlemin ötesine yönelmedikçe hakikate ulaşamaz.
“Âlemden içeri” ifadesi, zahirden bâtına, sûretten mânâya doğru yapılan manevî yolculuğu anlatır. Bu yolculuk, kalbin temizlenmesi ve nefsin terbiye edilmesiyle mümkündür.
“On sekiz bin âlemi gördüm”
Tasavvuf geleneğinde “on sekiz bin âlem”, Cenâb-ı Hakk’ın yarattığı bütün varlık mertebelerini ifade eder. Yunus Emre Hazretleri bu sözüyle, kâinatı dolaşmayı değil; kâinatın hakikatine vâkıf olmayı dile getirir.
Bu görme, gözle değil; kalple olan bir idraktir. İnsan kendi iç âlemini tanıdıkça, kâinatın sırlarına da aşina olur. Zira tasavvuf ehline göre insan, âlemin özü ve aynasıdır.
“Bir dağ içinde”
Beytin en derin mânâsı bu ifadede toplanır. Tasavvufî şerhlerde “dağ”;
insanın kalbini,
terbiye edilmiş nefsi,
yahut hakikati cem eden insan-ı kâmili
temsil eder.
Yunus Emre Hazretleri, on sekiz bin âlemin bir dağ içinde görülmesini; büyük ve geniş hakikatlerin, tek bir kalpte yahut kâmil mürşidde cem edilmesi şeklinde ifade eder. Nice büyük görünen âlemler, hakikatte bir özde toplanmıştır.
Bu, tasavvufta ifade edilen “Âlem insanda dürülüdür” sırrının şiir dilindeki beyanıdır.
Tasavvufî Netice ve Hâtime
Yunus Emre Hazretleri bu beyt-i şerif ile hak yolcusuna şunu hatırlatır:
Hakikat, dış âlemde değil; insanın kendi içindedir. Lâkin bu iç yolculuk, nefsin rehberliğiyle değil; edep, teslimiyet ve kâmil mürşidin irşadıyla mümkündür.
Merhum Sıddık Naci Eren Hazretleri de sohbetlerinde bu beyti okuyarak, zahirden bâtına yönelen kulun, mürşid rehberliğinde kalbinin arınacağını ve âlemlerin hakikatini kendi özünde idrak edeceğini beyan buyurmuşlardır. Adım adım yürüyen kul, bu irşad ile mânâya erişir.
Cenâb-ı Hak bizleri bu irfan yolundan ayırmasın. Başta Yunus Emre Hazretleri ve Sıddık Naci Eren Hazretleri olmak üzere, cümle evliyâullahın ruhlarına rahmet; himmet ve şefaatleri üzerimize olsun.

 

 

Şerh derviş kemal kardeşimizden.

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.