Tevhidin Mertebeleri 2
Tevhidin mertebeleri
Uşşâkî tarikatı meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin silsilesindeki zatlardan biri de Abdülkahir Necip Sühreverdi hz.dir. Abdülkahir Necip Sühreverdi hz.ni yetiştiren amcası ve Sühreverdiye yolunun kurucusu Şihabeddin Sühreverdi hz.dir. Bu mübarek zatın eserlerinden birinin adı Avarif ül Maarif’dir. Bu eserde geçen kavramlardan biri de “ Tevhidin mertebeleri ”dır.
Tevhidin çeşitli mertebeleri vardır: Birincisi imana ait olan tevhit, ikincisi ilme ait olan tevhit, üçüncüsü halle ilgili tevhit, dördüncüsü Allah’a ait olan tevhit [tevhid-i İlahi] adını alır.
İmana ait olan tevhid :
Uluhiyet vasfının tekliğine ( Şanı en yüce Zât’ın ferdâniyetini ), ibadet edilir olmanın sadece ve sadece Hak Sübhânehû ve Teâlâ’nın ( yegâne Mâbûd olma ) hakkı olduğuna, ayet ve hadislerin işaretiyle gönülden tasdik edip dille ikrar etmektedir. Bu tevhit Doğru Haber Vereni [Peygamberler Peygamber’ini sav ] tasdik etmenin bir neticesidir. Zahir ilminden hasıl olmuştur, buna sarılmak insanı( İslâm yoluna, kurtuluş yoluna girme kazancı sağlayarak ) açık şirkten kurtarır. Müslümanlar safında yer almak bu sayede mümkündür. Mutasavvıflar zorunlu imanın hükmü olarak tüm müminlerle bu tevhitte ortaktırlar. Tevhidin diğer mertebeleri ise kendilerine mahsustur, onlar orada tektirler.
İlme ait olan tevhit:
İlm-i yakîn denilen bâtın ilminden kazanılmıştır . Bu mertebe şöyledir: Kul ( tasavvuf yolunun başlangıcındaki sâlik, yakînen ) , şanı yüce olan ( varlık ) âleminin sahibi Allah’tan başka hakiki bir mevcut ve mutlak bir müessir olmadığını bilir. Bilcümle zatları, sıfatları ve fiilleri Hak’kın zat, sıfat ve fiilleri yanında “hiçbir şey” ( zat-ı mutlakın nurunun bir dalı ) olarak anlar . Her bir sıfatı mutlakın sıfatının nurundan bir pırıltı olarak idrak eder. Şöyle ki, nerede bir ilim, kudret, irade, kulak ve göz görürse, onu ilahi ilim, kudret, irade, kulak ve gözün eserlerinden bir eser olarak kabul eder. Diğer bütün sıfatlar ve fiiller de bununla ( İlâhî ilim, Kudret, İrade, Semi ve Basar ile ) kıyas içinde kabul eder. şirk-i hafî bu tevhit sahibinde tamamıyla sona ermemiştir. Tevhid-i ilmî»nin menşei murakabe nurudur.
Halle ilgili tevhit:
Bu mertebede tevhit hali , sâlikin tabiî âdet ve alışkanlıklarının kaçınılmaz bir vasfı olur. Vücûttaki usulle ilgili bütün karanlıklar tevhid nuru parladığında dağılır ve yok olur. Bir parça kalsa bile tevhit nuru, muvahhidin halindeki doğan nur ( güneşinin parıltılarındakine benzer) nurlarla izli ve saklı kalır
Bu makamda muvahhidin varlığı, tek olan varlığın güzelliğini (Cemalini) müşahede ve temaşa etmede, ayn-i cemde öylesine müstağraktır ki ( dalmıştır ki ) , onun gözünde vahidin zat ve sıfatlarından başka hiçbir şey görünmez. O derece ki, bu makamdaki tevhidi bile O Vahid’in ( Mutlak Bir’in) sıfatı olarak görür.
[Onu gören o olur.] Kendisinin varlığı bu yolda bir damla gibi, tevhit denizinde coşan dalgaların tasarrufuna (arasına) düşer, gark-ı cem olur, onda batar gider. Bu tevhidin kökeni müşahede nurudur . Bu tevhitte beşeri usulün çoğu yok olur.
Allah’a ait olan tevhit:
Hak Sübhânehû ve Teâlâ ezelde [ezeller ezelinde] gerçekte başka birinin tevhidiyle değil, bizzat kendisinin vahdaniyet ( birlik) sıfatı ve ferdâniyet ( teklik) vasfıyla sıfatıyla vasıflanmıştı. “Allah vardı, onunla beraber hiçbir varlık yoktu.” Aynı şekilde şimdi de o ezeli vasfıyla vâhit ve ferttir. Şu anda da ezelde olduğu gibidir ve sonsuz kerre sonsuza dek bu vasıf üzerine olacaktır. “Onun zatı müstesna her şey mahv ve helak olur.” [KASAS 23:77]
Kainatın Efendisi, Allah Resulü buyurdular ki:
«-Seni, marifetinin hakikatiyle tanıyıp bilemedik…»
Ve yine buyurdular ki:
«- Allah, bütün idraklerden gizlidir, gözlerden saklı olduğu gibi… Ve şüphesiz bütün melekler de, sizin arzuladığınız gibi O’nu arzularlar.»
Allah’a ait olan tevhit eksiklik vasfını taşımaktan uzak ve arınmış bir tevhittir. Oysa halkın tevhidi eksik bir tevhittir. Zira onların varlıkları da eksiktir.
(1, 2, 3, 4, 5, 6)
Kaynak :
1- Sohbetlerim Sıddık Naci Eren efendi
2- Abdurrahman Sami Niyazi ef eserlerinde Tevhid , Bekir Sıdkı Visali divanı
3- TASAVVUF BAHÇELERİ, Es-seyyid Abdülhakîm Arvasi kaddesallahu sırrahul aziz, Sadeleştiren: Necip Fazıl Kısakürek ,s.50-54 ; Yezdî, Kitâb-ı Fevâtih
4- Şeyh-i Ekber Muhyiddin-i Arabî hz , «Füsûs’ul Hikem» Hud as , Nuh as bölümleri , Menâzilü’s-Sâirin Şeyhülislam ,